29 Ekim 2013 Salı

sayıklamalar 3

14:12
Uyumak ne güzel de bişey ya. Karanlık bi odada uyumak daha güzel. Sessiz boş bi evde uyumak da güzel. Hele güzel rüyalar görmek daha güzel.

14:20
Uyandıktan sonra yatakta mal gibi etrafa bakınmak çok güzel. Telefonda saatlerce oyun oynamak da güzel... Biraz telefonla oynamak biraz etrafa bakmak. sonra biraz daha uyumak hele acaip güzel.

14:45
Yataktan çıkmamak çok güzel. Yapcak işimin olmaması daha da güzel. Yapcak işleri s.ktr edebilcek kadar uykulu olmam fevkalade güzel. (Uykuluyken hiç bi bok mühim gelmiyor ya, o halin hastasıyım)

15:02
Acıkmak güzel değil be hacım.

15:14
Leyla'nın yanıma sokulması, onu uyuturken tekrar uyumak ne güzel be anasini satim.

15:30
Canımın kahve istemesi hiç hoş değil.

15:47
Kalktıktan sonra bugün de amma güzel uyudum haa diye düşünmek çok güzel.

16:10
Duştan sonra battaniye altına girmek ne güzel. Hele sıcak su torbasını ayacıklarıma koymak daha da güzel.

16:22
Bişiler okumaya karar vermek çok güzel battaniye altında. Ama s.ktir et lan diyip uzanmak daha güzel.

17:00
Uyumak ne güzel lan.

17:10
Leyla'nın yanıma kıvrılması bi acaip be, gerizekam sırtını bana dönüp pozisyon alıyo ve kendini koynuma atacağına kafamın üzerine atıyo. Çok güzel be oğlum.

18:00
Acıkmak oldu mu hiç, kahve niye istiyo canım.

18:15
4 dakikada hazırlanmış sandöviçi yerkene ulan bu ne lan tüm gün uyudum ya lan diye düşünmek kötü. Ama akşamı müthiş değerlendircem demek biraz iyi gibi.

18:27
Kahve içerken yok hadi bi film izleyeyim demek pek güzel.  Film izlerken dalmak da güzel.



Mollycikiniz merak edilen kış uykusundan bildirdi canlarım. Burada yazılan herşey tamamiyle gerçek olup hiç bir abartı bulunmadığı tanıklarla kanıtlanabilmektedir.

162 kelimelik bu metinde  yazıda uyumak ve türevi 19 kelime ve bunları tanımlayan 23 sıfat kullanılmıştır.

(Manyak mısınız lan tabi ki saymadım oğlum.)

27 Ekim 2013 Pazar

O Yazı Başlık Hak Ediyor Ulan!

Biz o otobüse çok bindik yazar hanım. Dillere düşmesin diye adını zikretmemiş olabiliriz ama biz o otobüse çok bindik. O durakta çok bekledik. Kimimiz, ötekimiz gidecek diye, kimimiz belki gelir diye bekledik.

Övünmek gibi olmasın, otobüse de o durağa da ihtiyacımız yok. Falancı durakta inecek var deyip otobüsten inmişliğimiz ve gerisin geriye yürümüşlüğümüz var bizim. Hey yavrum hey…

Şiir, sevmeyi meşru kılan yollar sunmaz yazar hanım, orda yanlışınız var… Sevmek eylemi, şiiri meşru kılar. Aslolan şiir değil sevgidir. Ve o sevgi öyle bir sevgidir ki, şiire ihtiyaç duymaz hayata tutunabilmek için. Çünkü sevmek eylemi, siz şiirin şairinden bile bihaberken damarlarınıza nakşetmiştir de, size çaktırmadan kalbinize girmiştir vesselam…

Biz o şiir kalbinize girmeden çok daha önce oradaydık yazar hanım. Biz sizin gözleriniz için Sarayburnu’ndan minarelerle Haliç’e, oradan da Çin gülleriyle Cezayir menekşelerine yürümüş insanız.

Biz diyorum yazar hanım biz, anlıyor musun?


Sözün özü, o yazı başlık hak ediyor yazar hanım. O yazı her şeyi hak ediyor…

Aslında Onun Yıldız Olmadığını, Atmosfere Sızmaya Çalışan Kendini Bilmez Bir Gök Taşı Olduğunu Bilerek Yazıyorum Bunları

Yıldız kaydı Mora…
Ve ben anladım ki…
Aynı şehirde olmamıza gerek yok…

HEPİMİZ BİRDEN SEVİNEBİLİRİZ GÖĞE BAKALIM…

26 Ekim 2013 Cumartesi

leylalar

mecnun canımızdı canımızın içi oldu şu saniyede. 
erdal bak-kal.
fidancım yavuz.
ak sakallı dede karabasanları.
ayrıca 'ismail abi de balık'.
böyle hayal gücüne ağlamayıp n'apıyoruz leylalar?






18 Ekim 2013 Cuma

bayram neş'esi

"İyi akşamlar, sayın seyirciler. Uzun bir ayrılıktan sonra, tekrar sizlerle olmanın mutluluğu içindeyiz bu akşam. Neler çalıp, neler söyleyeceğiz? Neler söylemeyeceğiz ki? Eskisi yenisi, uzunlu kısalı, tam ... şarkımız var bu akşam. Neyse, lafı fazla uzatmayalım. Sözün tatlısı, kısa olanıdır demişler."

https://soundcloud.com/veyasin/heydouglas-live-in-europe-set

16 Ekim 2013 Çarşamba

sayıklamalar 2

22:34
bu kez saate bakarak yazıcam. sizleri kandırmak istemiyom.
adınısenkoy yazımı okuduğunu ve acaip beğendiğini bir şaheser yazdığımı söyledi. kendimi bildiğimden hemen şımarmadım onun yerine yazımı bu kadar beğenmesinin sebebini araştırdım. uzun süredir memleketinde olduğundan hiçbişi okumuyomuş. en son bayram çukulatalarının üzerindekilerini okumuş. benim yazımı beğenmesi çok normal. baya cümlelerim paragraflarım var.

22:37
aslında bu iş böyle yapılmıyor değil mi, yani insan ara ara yazdığı yazıya saat koyar. bense devam eden yazının her paragrafına saat koyuyorum. bu sefer sizleri saat konusunda kandırmasam da saat koymanın hakkını veremiyorum. o yüzden sizleri kandırarak ama yaptığımın hakkını vererek saat ibaresi koyacam ve sanki aralıklarla yazıyomuş gibi yapacam. hadi bakalım.

23:01
leyla koltuğun kolunda uyuyor. kucağımda uyu diye yalvardım ama kendisiyle oynamadığımdan olsa gerek yüz vermedi.

23:30
scrubs'ı 5. kez izliyorum.. iki kez tamamen, onun dışında 2 kez rastgele bir bölümden başlayarak izlemiştim. şimdi de son 3 sezonu izliyorum. biraz unutmuşum, biraz unutmamışım, o yüzden hala beni eğliyor.

23:52
zamanı böyle bol keseden sallamaya devam edersem birkaç paragraf sonra sabahı edeceğim. bir daha canım sıkıldığında da yazıya ertesi günden başlarım. güzel oldu laaaaaaan.

00:12
leylaaaaaaaaaa uyan!

00:45
acıkıyom mu sizce. bence daha acıkmıyom. daha kaç saat oldu ki yiyeli. (bu saati yanlış yazma olayı kafamı karıştırdı. saat gerçekten 00:45 ise acıkmış olmalıyım. ama daha 11 bile değil. neyse kafayı yemeden bu yazıyı noktalayayım.)

sıkılırsam gene sayıklarım. ama zaman belirtmicem bi daha, kafam bulandı be.

sayıklamalar

20:46
yalnızlık yoruyor... evde hepi topu 8 saattir yalnızım, bunun 5 saatinde uyudum (uyumak çok güzel be) sonra kahvaltı, duş, evi derleme, telefon, msjlaşma, internet falan derken zaman geçti... zaten facebooktan da yalnızlığımı ilan ettim, onun üstünden geyikler... sonra burdayım, burda da yalnızlık üstüne yazıyorum!

aman yarabbi  nemenem bi insan olmuşum. iki gıdım yalnızlıkla başedemiyorum bir de lafını yapıyorum! hep mi böyleydim lan ben! sonradan mı böyle oldum! biri bana s.kt.r git arkadaşım diyebilir. hakettim. gidip tek ayak üstünde durayım.

20:52
ikinci bardak kahvemi koydum. acı olmuş, bekleyen kahveyi sevmiyom. (bana s.kt.r git diyen biri gene diyebilir. kahve buldum da beklememişi kaldı)

20:58
tek ayak üstünde dururken burak kutun şarkısı geldiydi aklıma, googleadım ahanda şöyleymiş: yalnızlıklardan yoruldum usandım, sensiz gecelerden sıkıldım bunaldım, o sımsıcak bakan... ya videosunu eklicektim de bazı ismini vermek istemediğim moralılar videoları dinlemiyollaamış, kırıcı oluyo.

21:10
bu zaman  ibarelerini sıkıcı yazıma hareket katmak için koydum itiraf ediyorum. yazıyı yazdıydım araya saat ibarelerini demin koydum. hatta bunu saate bile bakmadan yaptım. şimdi baktım daha saat 21:03..

yazıya heyecan katmasa da bana bi bok yapıyomuş havası verdiğinden  bundan sonra da zaman eklemeye devam edicem.

21:27
sıkılıyom laaaan! kahve sigarasız gitmiyo. biri bana kadıköyden sevdiğim tütünü alsın. (buna küfür etmeyin. hatta bunu ciddiye alıp bana organiğin organiği tütünümden alın. siz alın  ben adresi yollarım.)

21:48
leyla oyuncağını getirip duruyor, yan odaya geçip kendisiyle oynamaya üşendiğimden bu odada bi yerlere atıyorum. sıkıldı galiba kendi oynuyo.

21:52
dizi yokluğu çekiyorum. geçen şu yeni başlayan çalıkuşunu izlemeye başladım sıkıntıdan. allahtan arada cansu geldi de beni kurtardı. çağan ırmak çekiyo dediler diye baktıydım, asmalı konak anısına.. acaba asmalıyı şimdi izlesem de sever miyim. bence sevmeyebilirdim. ama o zaman çok sevdiydim. konusu açılınca 2 saat aralıksız çekimlerden, konaktan, asmalardan, bahar'ın entelliğinden, görümcesinin bahtsızlığından, evin kızının kara sevdasından bahsedebilirim. (acı ama gerçek, evet)

22:00
saati şimdiki saatten 50dakka ileriye getirmeyi başardım. 10 numara 5 yıldız hareketerim var. müstesna bi insanım.

sıkılırsam yine sayıklarım.